Şişmanlık Obezite

Turkiye-Rehberi.Net Pinterest Turkiye-Rehberi.Net WhatsApp Turkiye-Rehberi.Net Facebook Turkiye-Rehberi.Net Twitter Turkiye-Rehberi.Net LinkedIn Turkiye-Rehberi.Net Çıktı Al Turkiye-Rehberi.Net Gmail Turkiye-Rehberi.Net Email Gönder
Vücut yağ oranın artmasına şişmanlık diyoruz. Şişmanlığın tıp bilimindeki ismi ise OBEZİTE’dir. Vücut yağı normal erkeklerde ağırlığın %15-18’ini, kadınlarda %20-25’ini oluşturur. Erkeklerde bu oran %25’i, kadınlarda ise %35’i geçerse şişmanlık oluşur. Çocuklarda ise boy-kilo cetveline göre 95 persentilin üzerine çıkması durumunda şişmanlıktan bahsedilir.

TOPLUMDA GÖRÜLME SIKLIĞI

Dünya Sağlık Örgütü 1997 yılında şişmanlığın küresel bir epidemi halini aldığını ve mutlaka tedavi edilmesi gereken kronik bir hastalık olduğunu ilan etmiştir. Sıklılığı da giderek artmaktadır.
Şişmanlık ateroskleroz veya damar sertliği, hipertansiyon, şeker hastalığı, kalp hastalığı , kan yağlarında yükseklik ve birçok yandaş hastalığın ortaya çıkmasına neden olması nedeniyle büyük önem arz eder. Kilo vermekle bu hastalıkların azalması veya düzelmesi sağlandığı için şişmanlık mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.
Şişmanlık oranı İngiltere’de son 10 yılda %8 ‘den %17’ye; A.B.D’de %33’e çıkmıştır.

TÜRKİYE’DE HER 3 KADINDAN BİRİ VE HER 5 ERKEKTEN BİRİ ŞİŞMANDIR

Türkiye’de şişmanlık son 10 yılda kadınlarda %65 oranında, erkeklerde ise %30 oranında artış gösterdiği saptanmıştır. Yeni yapılan bir çalışmada bölgelere göre şişmanlık en fazla İç Anadolu’da (yüzde 25 ), en az ise Doğu Anadolu’da (yüzde 17.2 ) saptanmıştır. Her 2 ev kadınından 1'inin şişman ve kadınların şişmanlığının tamamına yakınının da hastalık getiren ''elma'' tipinde olduğu ortaya konmuştur. Türkiye'de her 3 kadın ve her 5 erkekten 1'inin şişman olduğu saptanmıştır.
Almanya’da yaşayan Türklerde 1997 yılında Giessen şehrinde yapılan bir araştırmada erkeklerde %21.4, kadınlarda ise % 47.6 oranında bulunmuştur. Bu oldukça yüksek bir orandır.
Şişmanlığın giderek artmasının nedeni fizik aktivitenin azalması veya hareketsizliğin giderek artmasına, BESLENME ALIŞKANLIKLARINDAKİ DEĞİŞMEYE, lezzetli ve yağ içeriği yüksek gıdalarla beslenmeye ve fast food türü gıdalarla beslenmenin artmasına bağlanmaktadır.

ŞİŞMANLIK KİMLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜR?

Endüstrileşmiş, gelişmiş ülkelerde daha sıktır.
Şehirlerde köylere göre daha sıktır.
Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür.
Kısa ve orta boylularda daha sık görülür.
Yaş arttıkça şişmanlık artar.

HANGİ DURUMLAR ŞİŞMANLIĞA NEDEN OLUR?

Fizik aktivite azlığı, hareketsizlik.
Beslenme alışkanlıkları yada yağlı yiyeceklerle baslenme, aşırı yemek yeme.
Yaş ile birlikte artma
Kadınlarda erkeklere göre daha sık (doğumda alınan kilolar)
Doğum sayısı arttıkça artar
Evlilik sonrası
Sigara bırakanlarda
Alkol alanlarda şişmanlık daha fazla görülür.

ŞİŞMANLIĞIN BAŞLICA NEDENİ HAREKETSİZLİK VE FAZLA BESLENMEKTİR

Harcadığınızdan fazla kalori alınması durumunda alınan fazla enerji vücutta yağ olarak depolanarak şişmanlığa neden olur.
Şişmanlığın oluşumunda genetik ve çevresel faktörlerin ve psikolojik durumun önemli etkisi vardır.

Şişmanlığa neden olan durumları şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Alınan bazı ilaçlar ve hormonlar: Kortizon kullanımı veya psikiyatride kullanılan bazı ilaçlar
2. Beslenme alışkanlıkları:Sık yemek yeme, aşırı yeme, yağlı yemek yeme ve ihtiyaçtan fazla kalori almak
3. Hormon hastalıkları: 
   a) Cushing sendromu denilen böbrek üstü bezinin fazla çalışması hastalığı
   b) Hipotiroidi (Tiroid bezinin az çalışması)
   c) Polikistik over sendromu ( Kadınlarda yumurtalıkta kist olması)
   d) Büyüme hormonu yetmezliği
   e) Hipogonadizm denilen seks hormon azlığı
4. Sosyoekonomik ve psikolojik faktörler
5. Genetik faktörler
6. Hareketsiz yaşam

ŞİŞMANLIKTA KALITIMIN-GENETİĞİN ROLÜ

Yapılan çalışmalar şişmanlık oluşumunda kalıtım veya genetik faktörlerin % 25-40 oranında rol oynadığını göstermiştir.
Şişman kişilerin çocuklarında şişmanlık görülmesi 2-3 kat daha fazladır. Anne ve babanın her ikisinin şişman olması durumunda çocuklarının %80’ ninde erişkin yaşta şişmanlık gelişir. Anne veya babadan biri şişman ise çocuklarda %40, her ikisi normal kilolu ise %10 oranında şişmanlık gelişme riski vardır.
Çocukluk çağında (3-10 yaş arası) aşırı kilolu olan çocukların %50 ‘sinde erişkin dönemde aşırı kilolu olma riski vardır.
Şişmanlığın genetik nedenleri uzun yıllardan beri araştırılmaktadır. Toplumda sık görülen şişmanlığı ortaya çıkaran birçok genetik bozukluk vardır. Tek bir gen değil birçok gen bozukluğu şişmanlık nedenidir. Fransa ve Almanya da şişman ailelerde yapılan çalışmalarda 10 numaralı kromozomdaki belirli bir alanın şişmanlıktan sorumlu olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bu alandaki genlerin incelenmesi ile şişmanlığa neden olan genler daha iyi ortaya çıkarılabilecektir. Bunun yanında tek gen bozukluğuna bağlı şişmanlıklar da vardır. Ancak bunlar toplumda nadir görülürler.

TÜRK ŞİŞMANLARDA SAPTADIĞIMIZ GENETİK BOZUKLUKLAR

1997 yılından bu yana yaptığımız meleküler genetik çalışmalarda Türk obezlerin % 4’ünde Melanokortin 4 Reseptör Gen bozukluğu saptadık. Ayrıca bir ailede dünyada ilk kez leptin gen bozukluğu bulduk. Leptin gen bozukluğu saptadığımız şişman hastalar leptin hormonu ile tedavi edildiler ve normal kilolarına döndüler. Bu çalışmamız dünyada büyük yankı uyandırdı.

ŞİŞMANLIĞIN NEDEN OLDUĞU HASTALIKLAR

ŞİŞMANLIK NASIL TEŞHİS EDİLİR

Hipertansiyon-Tansiyon yüksekliği
Diabetes Mellitus-Şeker hastalığı
Kalp hastalıkları
Safra kesesi taşı
Karaciğer yağlanması
Artroz
Reflü özofajit
Gut-Ürik asit artışı
Kanser sıklığında artış (Kadınlarda meme, rahim ve safra kesei kanseri, erkeklerde kolon-kalın barsak ve prostat kanseri artar)
Adet görme bozuklukları, polikistik over
Psikolojik bozukluklar: Aşağılık duygusu, kendine güven azalması, sosyal yaşamdan uzaklaşma
Felç-inme sıklığı artar
Uyku apnesi sıktır
Kadınlarda tüylenme-Hirsütizm
Karaciğer yağlanması oluşur

Şişmanlığın teşhisi için vücut kitle indeksi (VKİ) denilen bir formül kullanıyoruz. Bu kilogram olarak vücut ağırlığının boyun metre cinsinden karesine bölünmesi ile bulunmaktadır. Eğer VKİ, 25 Kg/m2 den az ise sağlıklı, 25-30 arası ise aşırı kilolu, 30’ dan fazla ise şişman, 40 dan fazla ise aşırı şişman veya ölümcül şişman olarak tanımlamaktayız. Ayrıca vücut ağırlığının ideal ağırlığa göre %120 artmasına şişmanlık diyoruz.

ELMA TİPİ ŞİŞMANLIK ZARARLIDIR

Şişmanlık, erkek tipi şişmanlık ve kadın tipi şişmanlık olarak ikiye ayrılabilir. Yağların karında ve iç organlarda toplandığı şişmanlığa erkek tipi şişmanlık veya Elma tipi şişmanlık diyoruz. Bu vücudun üst yarısı şişmanlığıdır. Yağların kalça veya uylukta toplanmasına ise kadın tipi şişmanlık veya armut tipi şişmanlık adını veriyoruz. Bunlardan elma tipi veya erkek tipi dediğimiz şişmanlık sağlık açısından daha tehlikelidir. Bu tip şişmanlarda kalp hastalığı, şeker hastalığı, kan yağlarında yükseklik daha sık görülür ve mutlaka tedavi edilmesi gerekir.
Ayrıca çocukluk tipi şişmanlık ve erişkin tipi şişmanlık vardır. Çocuklukta oluşan şişmanlık yağ hücre sayısının artması ile karakterize iken erişkinlerdeki şişmanlık her bir yağ hücresinin sayı artmadan hacminin artması ile karakterizedir.

BEL ÇEVRENİZİ ÖLÇÜNÜZ

Şişmanlığın tipini anlayabilmek için bel çevresi ölçümü yapmaktayız. Bel çevresi göbek hizasından yapılan bel ölçümüdür ve bu erkeklerde 102 cm ve kadınlarda 88 cm ‘den fazla olursa risk taşır.

KİLO VERMENİN FAYDALARI

Kalb hastalığı oluşma riski azalır
Yüksek kan basıncı azalır
Yüksek kan şekeri düzelir
Yağlı karaciğer düzelir
Uyku apnesi düzelir
Kan yağları düzelir

AİLESEL ŞİŞMANLIK VARSA GENETİK BOZUKLUK OLUP OLMADIĞININ ARAŞTIRILMASI GEREKİR

Ailede şişmanlık varsa ve hasta çocukluktan itibaren şişman ise genetik bozukluk olup olmadığının ortaya konması gerekir.

ŞİŞMANLIĞIN TEDAVİSİ

Diyet
Egzersiz
Davranış tedavisi
İlaç tedavisi
Cerrahi tedavi

ZAYIFLAMAK İÇİN DİYET ÖNERİLERİ

KİLO KAYBININ İKİ EVRESİ VARDIR

Günlük gıdanın ihtiyaçtan 500 kalori (kkal ) daha az alınması durumunda her hafta 0.2-0.45 Kg kilo kaybı olur.
Kilo kaybının iki evresi vardır. İlk evrede glikojen ve protein yıkımı ile birlikte belirgin sıvı kaybı olur.; 24-48 saat içinde glikojen depoları azalır ve ilgili sıvı atılmış olur. Bu evrede hızlı kilo kaybı olur; daha sonra 7-10 gün sonra ikinci evre başlar ve kilo kaybı azalır. Bu dönemde esas yağ dokusu kaybı oluşur.

ZAYIFLIYORUM DİYE AÇ KALMAYINIZ

Açlık diyetleri (<200 kkal) ve çok düşük kalorili diyetler (200-800 kkal) hızlı kilo kaybına neden olur ; ancak sağlığa zararlıdır. Bu tür diyet yapanlarda şu yan etkiler gelişebilir:

Kalb ritm bozuklukları
Baş ağrısı
Konsantrasyon bozukluğu
Hipotansiyon
Bulantı, kusma
Kabızlık, ishal
Safra taşı oluşumu
Kanda ürik asit artışı
Yorgunluk
Saç dökülmesi

ZAYIFLAMA DİYETİ KİŞİYE ÖZGÜ OLMALIDIR

Bizim önerdiğimiz diyet kişiye özgü diyet olup günde 600 kalori (Kkal) enerji açığını içerir. Günlük gıda alımı 1200 kaloriden az olmamalıdır.
Alınan gıdaların %20-30’u yağ, %10-15’i protein ve %55-60’ı karbonhidrat olmalıdır. Standart diyet yoktur, her diyet kişiye özel olmalıdır. Bir diyet uzmanının hazırlayacağı; beslenme alışkanlıklarınıza, yaşınıza, cinsiyetinize, iş koşullarınıza, metabolizma hızınıza ve sağlık problemlerinize (yüksek kolesterol, tansiyon, diyabet ) uygun diyet programınının uygulanması gerekir.

DİYET YAPMAYA BEYİN OLARAK HAZIRLIKLI OLUN

Diyette başarılı olmak istiyorsanız öncelikle beyin olarak diyete hazır olmanız gerekir. Eğer buna hazır değilseniz diyeti tam olarak uygulayamaz, kaçamaklar yapar ve başarısızlığa uğrarsınız. Başarısız oldukça da umutsuzluğa düşebilirsiniz.

ÖĞÜNLERİ ATLAMAYIN

Öğünlerinizi, azar azar ve sık tüketilecek şekilde düzenleyin, öğün atlamayın. Diyet yapanlar genelde tüm gün boyunca aç kalıp, metabolizmalarını zayıflatırlar ve metabolizmanın en zor çalıştığı akşam saatlerinde çok daha fazla yemek tüketirler, buna paralel olarak hızlı bir şekilde kilo alırlar. Akşam yemekleri en geç 19.00-19.30 saatleri arasında yenilmelidir.

ARA ÖĞÜNLERİ ATLAMAYIN

Diyetler genelde 3 ana ve 3 ara öğün olacak şekilde düzenlenir. Fakat ana öğünler kadar önemli olan ara öğünler her zaman ihmal edilir ve atlanılır. Kan şekeri, kişi öğününü tükettikten 2-2,5 saat sonra yavaş yavaş düşmeye başlar ve böylece açlık hissi doğar. Buradaki ara öğünlerin amacı da kan şekerinin düşmesini ve açlık duyulmasını engellemektir. Bu nedenle de ara öğünlere gereken önemi verin.

YEŞİL ÇAY İÇİNİZ VE YAĞSIZ YOĞURT YİYİNİZ

GÜNDE EN AZ 2 LİTRE SU İÇİNİZ

TEK TİP BESLENMEYİNİZ

Tek tip besinlerle yapılan diyetlerin çoğu en başta kilo kaybetmeyi sağlamakta fakat başlangıçtaki hızlı kilo kaybından sonra eskisinden daha çok kilo alınmasına neden olmaktadır. Bu nedenle diyet içerisinde, her besin grubunda bulunan besinleri dengeli bir şekilde dağıtılması gerekir.

KEPEKLİ EKMEK YİYİN

Kepekli ekmek, meyve ve sebzeler gibi posa oranı yüksek bir besindir. Beyaz ekmek yerine tercih edilmesi birçok avantaj doğurur.

EKMEK KIZARTMANIN ZAYIFLAMAYA FAYDASI YOKTUR, AKSİNE PROTEİNİ AZALIR

Lifli besinler hem zayıflatır hem de kanseri önler:
Lifli besin diyeti. Hem kolestorolü ve kan şekerini düzenler hem de kabızlık oluşumunu ve bağırsak kanserini önler . Bu nedenle lifli besinler yenmesini öneriyoruz.Zayıflamak istiyorsanız daha önce yediğiniz gıdanın yarısını yemeli, yağlı yememeli, lifli gıdaları 2 kat daha fazla yemeliyiz. 

Haftada bir kez kırmızı et, diğer zamanlarda beyaz et yenmelidir.

Dondurulmuş gıdalar yenmemelidir.

Sebze ve meyva ağırlıklı beslenmek gerekir. 

Bir öğünde yemek yeme süresi en az 20 dakika olmalıdır

Üç öğün yerine altı öğün yemek yiyin, ama porsiyonları küçültün.

Gün boyunca su yudumlayın. 

Yağsız et yemeye özen gösterin. 

Daha fazla sebze, mevye ve tahıl grubunu tercih edin. 

Kırmızı et yerine derisiz tavuk, hindi ve balık eti yiyiniz. 

Yemeklerinizi küçük porsiyonlar halinde tüketin. 

Daha küçük yemek tabağı kullanın. 

Yağ oranı düşük besinler tercih edin. 

Yağsız yoğurt yiyin. 

Yemekten kalkar kalkmaz dişlerinizi fırçalayın

Erken yemek yiyin. Özellikle sabah kahvaltılarında karnınızı iyice doyurun. Gece yememeye özen gösterin. 

Fazla kalori veren yiyeceklerden uzak durun. Aldığınız yiyeceklerin kalorilerine dikkat edin. 

Çikolata ve şekerlemelerden uzak durun. 

Yemeklere koyduğunuz yağ miktarını azaltın. 

Yemeklerin suyundan daha çok posa kısmını tercih edin. 

Bol sebze ve meyve tercih edin. 

Cips, yağlı patlamış mısır, yağlı kraker, börek, çörek, pasta v.b. yiyecekleri tüketmeyin ya da seyrek ve az miktarda tüketin. 

Bol bol su için. 

Kızartma yerine fırın, haşlama ya da ızgara tercih ediniz

Pişirirken yağsız tavalar kullanın. 

Yemeklere koyduğunuz yağı yarı yarıya azaltın

Sıvı yağı tercih edin. Bu kalbiniz için de önemlidir. 

Televizyon izlerken yemek yemeyin 

Ayakta değil masada yemek yiyin. 

Evden aç çıkmayın. 

Ekmek sepetini masada bulundurmayın. 

Fazla kaçırmışsanız bir sonraki öğün veya günde daha az yiyin

Haftada bir kez tartılın. Sabah, aç karnına, aynı tartı ve aynı giysilerle tartılın Aperatif olarak bir şeyler içmek istediğinizde sadece domates suyu için. Izgara yapacağınız eti yağlamayın.

Her öğünden önce Eti form gibi bir bisküvit yiyin Bu, açlık hissinizi yoketmeye yarar Her lokmanızı 15- 20 kere çiğneyin.

Öğün saatleri dışında sakız çiğnemeyin; sakız çignemek açlık hissinizi artırır Et ve balığı alüminyum folyada fırında pişirin.

Meyve sularını yarı yarıya maden suyuyla karıştırıp öyle için. 

Öğünler arasında birşey yemek istediğinizde havuç, salatalık veya ekşi elma yiyin

Bitki özlü çaylar, özellikle yeşil çay faydalıdır.

Aç karnına sirke, limon suyu ve greyfurt suyu içilerek zayıflamak mümkün değildir. 

Bisküvi, grissini, peksimet, kızarmış ekmek gibi besinlerin tüketilmesi de zayıflamayı sağlamaz. Fazla yenirse kilo aldırır.

Hazır satılan ''diyet'' ürünler, yağları azaltılmış veya şeker yerine tatlandırıcı eklenmiş olsa da kalori değerleri olduğundan fazla yenmemelidir.

Zayıflama çaylarının başlangıçta etkisi varmış gibi görünse de ileri aşamada faydası olmaz.

Kahve vücuttaki su miktarını azalttığı için az tüketilmeli veya kahve içilirse fazla su içilmelidir

EGZERSİZ

Tek başına egzersiz kilo vermede faydalı olmaz. Diyetle beraber olmalıdır. Arzu edilen kiloya ulaştıktan sonra bunun idamesi için egzersiz çok faydalıdır.
Egzersiz 20-30 dakika haftada 4-5 kez veya 45-60 dakika haftada 2-3 kez yapılmalıdır. Kırk yaşından sonra genellikle yürüyüş ve aerobik tarzda egzersizler yapılması önerilir. Egzersize başlamadan önce doktor kontrolünden geçmek gerekir. 
Normalde aldığımız enerjinin % 60-70 vücut ısısı ve fonksiyonlar için, %10’ u gıdalar için geri kalan %15’i ise egzersizle harcanır. Aktif bireylerde bu %30-40’a çıkar. Sporcularda ise %400 e ulaşır. Öncelikle egzersiz yaparken sizi zorlacak hareketlerden kaçınmalısınız. 

Egzersizi sabah aç karnına yapmalısınız. 

Göbeğiniz sarkıyorsa, karın hareketleri yaparak kaslarınızı güçlendirin.

Oturduğunuz yerde kol ve bacak hareketleri yapın. 

Her zaman hızlı tempoyla yürüyün.

DAVRANIŞ TEDAVİSİ

Davranış tedavisi obezite tedavisinde çok önemlidir. Şişmanların %40-60’ında üzüntü ve sıkıntı zamanında atıştırmalar olur. Bu alışkanlıkların değiştirilmesi gerekir. Ayrıca yaşam tipi değişikliği büyük önem taşır. Hareketsiz bir yaşam obezitenin en önemli kaynağıdır. Günlük hayatta hareketi artırmalıdır. Televizyon ve bilgisayar başında geçen zamanın fazla olması da şişmanlığın önemli nedenlerindendir. Günlük yaşantıda asansör kullanımının azaltılarak merdivenlerden inilip çıkılması, otomobil kullanımının azaltılması gibi bazı önlemler kilo almayı önlediği gibi, kilo vermeyi de artırır.Alışverişe giderken liste yapıp onun dışına çıkmayın
Her zaman tok karnına alış veriş yapın
Ayakta hiçbir şey yemeyin.
Televizyon seyrederken, bilgisayar kullanırken ve kitap okurken yemeyin.

İLAÇ TEDAVİSİ

Diyet ve egzersizle kilo veremeyen şişman hastalarda eğer vücut kitle indeksi 30 Kg/m32’den fazlaysa ilaç tedavisi zayıflamaya yardımcı olmak için verilebilir. Xenicak ve Reductil ismindeki ilaçları kısa bir süre hastaya yardımcı olması için vermekteyiz. Ancak ilaç tedavisi mutlaka diyet ve egzersizle birlikte olmalıdır. Sadece ilaç ile zayıflamak mümkün değildir. İlaç kesildikten sonra diyet ve egzersiz yapmayanlarda kilo alınmı hızlı bir şekilde tekrar oluşmaktadır. O nedenle diyet, egzersiz ve davranış değişikliği tedavinin aslını oluşturur.

CERRAHİ TEDAVİ

Aşırı şişman olan hastalarda yukarıda belirtilen tüm tedavi yöntemlerine rağmen başarı sağlanamadığı koşulda yapılan bir tedavi şeklidir. Her hastaya uygulanmaz. Mideye balon yerleştirme, bant koyma, mideyi küçültme veya bypass operasyonları uygulanır.